6/4/2006 - sessiz_ask |
30/3/2006 - GEÇ KALMAYIN
15.5.2006 - 14 MAYIS 2006

BİR GALATASARAYLI OLARAK BÜTÜN FENERBAHÇELİLERİ TEBRİK EDİYORUM... |
|
Yanlızlık nasıl bişeydi...üzerine ketçap atılıyormuydu....Tek derdiniz bu olsun.yüreginiz neyin özlemiyle atıyorsa doğan güneş size onu getirsin.Yanlızlık nedir bilmesin yüreğiniz.Sevmeyi ertelemeyin,sevmekten korkmayın...Yarın çok geç olmadan varsa askım diyebileceginiz biri ertelemeden söyleyin.Unutmayinki yarın çok geç olabilir.
 |
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
|
 |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/4/2006 - Platonik Aşk |
|
Platonik Aşk 
Aşkın her çeşidi güzeldir ama, platonik olanının yeri bir başkadır... Burada söz konusu olansa, sadece bir tarafın derin duygularıdır... Herkesin başına gelebilir
OKUL: Bu en klasik platonik aşk mekanlarından biridir. Zamanımızın çoğunu burada geçirdiğimiz için tabii ki. Ders dışında birçok konuda da zihnimizi çalıştırırız. Aşık olunan kişi kız yada erkek olsun, genelde üst sınıflardandır.
Platonik aşkın karizmatik hareketleri vardır. Yüzüne bakmaya doyulmaz. Eğer bu şahıs okul takımlarından birinde oynuyorsa, mutlaka her maçına gidilir, hayran hayran seyredilir. En büyük yıkım, bir gün gelip de platonik aşkın kendisine sevgili bulmasıdır.
YAZLIK: Her yazın mutlaka bir favori tipi vardır. Genelde yazlıktaki platonik aşklarda yaş farkı çok olur. Platonik aşkın her hareketi takip edilir. Hatta büyük umutlarla tanışılır. O size "ayy ne şirin şey" gözüyle bakarken, sizin içinizde ateşler yanar, volkanlar patlar. Yazlıktaki platonik aşkı sadece beğenmekle yetinmek en iyisidir...
MAHALLE: Mekan itibariyle mahallde de platonik aşka çok rastlanır. Sonuçta oturduğunuz yer oldugu için, elbette gözünüz güzel insanlara takılır. Bu olay daha küçük yaşlarda olur. Büyüdükçe mahalleden uzaklaşılacağı için, başka mekanlardan sevgili bulma imkanı da artar.
OKUL SERVİSİ: Okula servisle gidenlerin her sabah gördüğü için aşık olmaktan kendilerini alamadıkları kişiler vardır. Bunun en önemli nedeni, güne birlikte aynı şekilde başlanıyor olmasıdır. Yanyana oturmalar, bir yolunu bulup konuşmalar, bu platonik aşkı gerçeğe döndürebilir...
ÜNLÜLERLE: Ünlülerden herhangi biri deli gibi beğenilir. Resimleri kesilir, tüm hayatı ezberlenir... Sevgililerine uyuz olunur ve onunla beraber olma hayalleri kurulur. Bu ünlü bir şarkıcı ise; konserine gidilip deliler gibi bağırılır. Tüm şarkıları ezbere bilinir. Gerçekleşmesi çok zor bir aşktır. Zaten heyecanı da platonik olmasındadır...
İŞYERİ: İşyeri, platonik aşklara en az uygun mekanlardır. Çünkü, bu aşkı gerçeğe dönüştürme imkanı çoktur. Ancak, bazı durumlarda bu aşk karşılık görmeyebir |
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
| |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/4/2006 - gÜNEŞİN oLMAK İSTERDİM |
|
Güneşin olmak isterdim..

|
|
|
Güneşin olmak isterdim senin. Hatta gün ışığın. Hatta sabah yüzüne vuran ilk ışık olmak isterdim. Işığın olmak isterdim senin.
Sabah uyandığında ilk beni görmeni, gülümsemeni isterdim. Perdelerin arasından sızmayı başarmış gün ışığı gibi gelip göz bebeğine girmek isterdim. Sonra kendimi görmek isterdim göz bebeğinde, gözbebeğin olup. Göz bebeğindeki ışık olmak isterdim…
Sızmak isterdim tüm sıcaklığım ve sevgimle kalbine. Bir anda ısıtmak isterdim seni. Sıcaklığın olmak isterdim. Buz tutmuş hiçbir zerren kalmasın isterdim. Öyle sızmak isterdim ki her çatlaktan içeri gireyim, yayılayım bir anda. Seni ısıtan sıcaklık olmak isterdim…
Bir gülümseme olmak isterdim yüzüne yayılan. Sen istemesen de gelip yüzüne yapışan bir gülümseme. Işık gibi bir anda tüm yüzünü aydınlatan bir gülümseme olmak isterdim.
Çimlere yayılmış bir beden olmanı isterdim. Şöyle sırtüstü uzanmış, kollarını açmış , gökteki bulutları kucaklayan bir beden.
Burnuna mis gibi toprak kokusu gelirken sen gülümseyesin istiyorum yaşama. Sonra bulutların arasından sızan güneş ışığın olmak isterdim yine. Sızıp sevincin olmak isterdim…
Dudağının kenarındaki alaycı kıvrım olmak isterdim. Yaşamla dalga geçen alaycı kıvrım. Öyle bir kıvrım ki yaşam sana dokunamasın, seni örseleyemesin senden korkusundan. Dudağının kıvrımındaki ışık olmak isterdim. Çabucak sende olmak için, ışık olmak isterdim…
Ellerinle topladığın kır çiçekleri olmak isterdim. Tek tek, özenle toplayıp, pencerenin önündeki vazona koyduğun, gün boyu kokladığın, sevgiyle baktığın kır çiçekleri olmak isterdim. Çiçeklerden yansıyan renk olmak isterdim sonra. Yüzüne canlılık veren renk. Rengin olmak isterdim senin…
Kahkahan olmak isterdim. Ağzından çıkan kocaman bir kahkaha olmak. Düşünmeden, kontrolsüz, ansızın, gürültülü, günler boyu süren bir kahkaha. Neş’en olmak isterdim senin. Hiç bitmeyen neş’en…
Sen olmak isterdim. Işığın gibi sen olmak isterdim. Sende bir sen olmak, benden bir sen olmak isterdim. Hayat ışığın olmak isterdim, hep hayattar olasın diye. Benimle hayat bulasın diye, hep sende olayım diye ışık olmak isterdim.
Işığın olmak isterdim… Senin ışığın olmak isterdim | |
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
| |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
6/4/2006 - sessiz_ask |
sessiz_ask
15/3/2006 - PAPATYANIN HİKAYESİ  
|
PAPATYANIN HİKAYESİ Koskoca bir bahçede harikulada çiçekler içinde bir papatya.. Ve papatya aşık olmuş, yanmış tutuşmuş ak sakallı bahçıvana.. Bir ümit bekliyormuş. Yüzlerce çiçeğin arasından Onunla, sadece onunla saatlerce ilgilensin.. Buz gibi suyunu sadece ona döksün istiyormuş.. Sadece ona değsin makası, Sadece ona gülsün dudakları.. Kıskanıyormuş bahçıvanı, kırmızı güllerden, sarı lalelerden, mor menekşelerden.. zambaklardan... Papatya, sadece bahçıvan için açıyormuş, Bembeyaz yapraklarını...
Bir gün, aşkı öyle büyümüşki.. Papatya yapraklarını taşıyamaz olmuş.. Eğilivermiş boynu.. Toprağa bakıyormuş artık.. Bahçıvanın sadece sesini duyuyormuş.. Ayaklarını görüyormuş.. Bunada şükür diyormuş.. Yetiyormuş ona, bahçıvanın varlığını hissetmek.. Zaman akıp gidiyormuş.. Papatya bahçıvanın yüzünü görmeyeli çok olmuş.. Ne var sanki boynumu kaldırsa.... Bir kerecik daha görsem yüzünü diyormuş...
Ve işte bir gün...Bahçıvan papatyaya doğru yaklaşmış.. İncecik bedenini ellerinin arasına almış.. Elindeki sopayı, köklerinin yanına, toprağa sokmuş bir iple papatyanın gövdesini bağlayıvermiş sopaya.. Papatya o an daha çok sevmiş bahçıvanı.. Hala göremiyormuş onu, ama bedeni kurtulmuş.. Uzun bir müddet sonra, bahçıvan uğramaz olmuş bahçeye.. Gelen giden yokmuş.. Kahrından ölecekmiş papatya..
Ama işte bir sabah... Hortumdan akan suyun sesiyle uyanmış.. Derin bir oh çekmiş.. Çılgıncasına sevdiği bahçıvan geri gelmiş.. Birden, kendisine doğru gelen iki ayak görmüş.. Bu onun delicesine sevdiği bahçıvan değilmiş.. Başka birisiymiş.. Adamın elinde bir de makas varmış.. Papatyanın kafasını kaldırmış yukarıya doğru....
Ne güzel açmışsın sen öyle demiş.. Bu gencecik, yakışıklı bir delikanlıymış.. Gözleri gök mavisi, saçları güneş sarısıymış.. Ama gövden seni taşımıyor demiş. Elindeki makası papatyanın boynuna doğru uzatmış.. Ve bir hamlede bağını gövdesinden ayırmış.. Papatya yere düşerken hatırlamış sevdiğini.. O ak saçlı, ak sakallı, yaşlımı yaşlı bahçıvanı hatırlamış.. Birde o gencecik, yakışıklı delikanlıyı düşünmüş.. Ve o an anlamış, neden o yaşlı bahçıvanı sevdiğini.. O her şeye rağmen, papatyaya emek vermiş.. Ona hiç bir zaman güzel olduğunu söylememiş, ama onu aslında hep sevmiş....
Papatya anlamış artık...
Sevgi, emek istermiş...
Yere düştüğünde son bir kez düşünmüş sevdiğini... Teşekkür etmiş ona içinden.. Son yaprağıda kuruduğunda, biliyormuş artık....
Gerçek sevginin, söylemeden, yaşamadan ve asla kavuşmadan varolabileceğini... |
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
 | |
| • yok Yorum • Yorum yaz! • Bağlantı |
|
 layout for myspace
Hakkımda
sadece arkadaş ve dostluk içeren dosyalar
|
31/3/2006 - slm